chiydem
birkaç kelebek üstüme konsa ben de uçabilir miyim?
Thursday, March 15, 2012
geriye kalan hiçbir şey: pucca, sevgilisi ve aşkları
pucca'nın ikinci kitabı çıkınca okumayı çok istemiş ama idefix ve cem mumcu hikayesini öğrenince hemşiremden "asla almayacaksın o kitabı" uyarısı almıştım. (bilenler bilir de bilmeyenler bu olayı şuradan okuyabilir.) kitabı edinmek için türlü numaralar yapıp, sonunda hiç alakam olmayan bir konuda tez çalışmasına yardımcı olarak kitaba sahip olmayı başardım. itiraf ediyorum ilk kitabı hatırlamıyordum. (bazen olur öyle, okuduğum kitapları silerim hafızamdan.) erik kimdi, pekmez buna ne yapmıştı hiçbir fikrim yoktu. ama şimdi bu ceri levis denen adamı ciğerine kadar tanıyorum. kitabın adı "ve geri kalan her şey" ve ben son sayfasında şunu sordum: ne kaldı geriye şimdi? senden pucca; senden, sevgilin ceri'den ve aşkınızdan.
Labels:
cem mumcu,
ceri levis,
dizüstü edebiyat,
kitap,
popüler kültür,
pucca
Tuesday, March 13, 2012
Van Gogh Alive İstanbul: sergi gibi değil de şölen gibi
hiç beklemediğim bir insandan dinledim "Van Gogh Alive inanılmaz, muhakkak git, böyle kuşlar uçuşuyor falan" diye. kalktık gittik.
yavaş yavaş yürüdüğümüz karanlık koridor birazdan bir sürprizle karşılaşacağımızın sinyallerini veriyordu. neler olacak derken birkaç adımda müziği duymaya başlıyor önce insan, sonra mekanın herbir köşesine yerleştirilmiş dev ekranlar...
Van Gogh parça parça ama tamamen karşınızda.
yavaş yavaş yürüdüğümüz karanlık koridor birazdan bir sürprizle karşılaşacağımızın sinyallerini veriyordu. neler olacak derken birkaç adımda müziği duymaya başlıyor önce insan, sonra mekanın herbir köşesine yerleştirilmiş dev ekranlar...
Van Gogh parça parça ama tamamen karşınızda.
Labels:
popüler kültür,
sanat,
sergi,
van gogh,
van gogh alive
Thursday, February 23, 2012
mehmet barış'ı seviyor. ben de...
istanbul ilginç bir şehir. gündüz anti-militarist bir film izleyip, akşam kendinizi asker kutlamalarının ortasında bulabiliyorsunuz. kutlamalar bitene kadar yolun ortasında arabanın içinde bekliyor ve izlemek dışında hiçbir şey yapamıyorsunuz.
Labels:
film,
vicdani ret
Saturday, February 18, 2012
belki de evlilik, çocuk olmadan da beraber olabilmektir
hemşirem bir gün "bugün 10 yıllık evli bir çiftle tanıştım, ne çocukları var ne de kedileri" demişti de onun heyecanını sanırım bir tek ben anlamıştım. "çift olmak", evli ya da bekarken, hayatınızı beraber geçirdiğiniz, geçirmek istediğiniz kişiyle yetinmek değil, ortama bir de "oyalanacak şeyler" bulmak olarak algılanabiliyor. kedilerine-köpeklerine "anne geldi, baba şimdi seni gezmeye çıkaracak" diye boşuna seslenmiyor insanlar. peki gerçekte evlilik nedir ve her kadın çocuk sahibi olmayı istemek zorunda mı? bugünün soruları bunlar...
Labels:
diziler,
halet-i ruhiyem,
popüler kültür
Thursday, February 16, 2012
bu şehirde kültür-sanat çabuk tüketiliyor
bu şehirde bir kültür-sanat etkinliğine gitmek zor arkadaş. !f istanbul film festivaline baktım, evimin dibinde salon var, üşenmeden gidip izleyim dedim, biletler tükenmiş. boşver o zaman, talimhane tiyatrosuna bilet alırım dedim (iksv'de izleyememiştim "önce bir boşluk oldu kalp gidince sonra alıştım" oyununu, içimde kalmıştı) ama bu sefer de biletix kurye ücretini zorladı, yine vazgeçtim. o zaman garajistanbul'da pragma'ya gideriz dedim, yer olan en erken oyun tarihi mart ayında. bir de ondan sonra kültür-sanatla kimse ilgilenmiyor diyorlar. oysa bu şehirde kültür-sanat çabuk tüketiliyor. hep unutuyorum.
Labels:
film,
kültür endüstrisi,
popüler kültür,
tiyatro
Subscribe to:
Posts (Atom)




