Friday, December 6, 2013

saçları uzatsak da mı salsak, kısacık kestirip havadar mı yapsak?

saçlarımla oldum olası dertliyim. burada dert benim onlardan bir beklentim olduğu için değil, onlar bana sorun çıkardığı için. lise sonda saçları beyazlamaya başlayan ben, üniversite ile birlikte "gölge" denilen kavramla ilk kez tanıştım. neymiş, saçımı boyatmayacakmışım ama beyazlarım da gözükmeyecekmiş. öyle bir dünya olsaydı... 1 sene geçmeden saçımı boyattım. ondan sonra da ipin ucu kaçtı. bugün derdim kadınlar ve saçları.


saçı uzun olanlara nasıl özeniyorum... ama sonra kısacık bir model görüyorum, bundan olsun, dertsiz olsun, diyorum. ömrüm saçımı kestirip, uzatmaya çalışıp, uzun saçla uğraşmaktan sıkılıp, kestirmek kısır döngüsünde geçti. bir de her uzun saç hayranlığımda, bunlar hep dergilerin aklına soktuğu şeyler, sakın kanma, iç sesi. kansam ne olacak? dünyada saç uzatan ilk kadın ben miyim? olmadı. ilkokul 5 seviyesindeki, kısa saçlı kadın kesin feministtir ve erkeklerden nefret ediyordur ağğğbii, yorumunu duydukça daha da hırsla gidip kestirdim saçımı.

hatırlıyorum, annem de kısa kestirirdi saçını ve babam bir keresinde "oğlan çocuklarına benzemişsin" gibi bir şey demişti. oysa tanıdığım bir kadın erkek arkadaşının berberine gidiyor saçını kestirmeye ve o kadar güzel ki kafası. kısa saçta kilit iki şey var, kafanın güzel olması ve saç tellerinin asileşmemesi.

misal benim duştan çıkınca kurutursan düz olan, kendi haline bırakırsan kabaran saçlarımla bu iş zor. ben ki saçını duştan duşa tarayan bir insan olarak, sabah saçımı elimle şöyle bir düzeltmeye bile üşenirim, nasıl olacak da o kadar bakım yapacağım? bunları sordum, söylendim ve sonunda gittim yaptım. saçıma perma yaptırdım. ben rahat ederim diye düşünüyordum, saçlar öyle kıvır kıvır, rahat, ne yalanmış! iyice kremlemem, özel dalga yapıcı uçlu saç kurutma makinesiyle kurutmam falan gerekti. sonra o saçlar iyice kabardı ve sertleşti. yok, çaresi yok. akıllandım mı? ne münasebet! ilk istanbul ziyaretimde gittim bir daha "perma yapalım" dedim. yıllardır gittiğim kuaförün kazığının tadına da orada baktım.

dedi ki, saçların yıpranmış, biraz keselim, öyle perma yapalım. dedim ki, yok ben uzatıyorum, kesmeyelim. "kesmezsek çok yıpranırlar, biraz keselim". "tamam, ama az kes." kesti. hatta çok kesti. yer yer müdahale ettim. sonra perma yapıldı. ben arada tereddüt etsem, acaba yapmasak mı, desem de, ikna etmek suretiyle yapıldı. bekledim, bekledim, saatlerce bekledim. vakti geldi, saçlarım açıldı. ön saçım, siz diyin erimiş, ben diyim sümük, mahvolmuş. bu ne!, dedim. ya işte kesecektin onları, dedi. kesecekmiş. ben kestirmek istemiyorum arkadaş. dedim sana kesmek lazımdı, saçın yıpranmıştı, dedi. o zaman yapmasaydın, dedim. bu senin işin değil mi? o zaman söyleseydin, bu saça olmaz, deseydin, diye kükredim. o da, dükkandaki diğer müşteriler de korktu. arada içine ettin saçımın demiş bile olabilirim.

bu sırada saçın renginin geldiği halden bahsetmiyorum bile. kuaföre gitmeden bir önceki gün hemşirem, saçında 7 renk var, dedi. iyimser bir bakış, dedim ben de. saçımı kendim boyuyorum ve her seferinde elime geçen farklı bir kutu boyayı alıyorum, tam boyayamıyorum, beyazları görmediğim sürece memnunum. sonuç, benim görmezden geldiğim rezalet bir saç rengi. ton üstüne ton.

bu saçma rengin amonyakla açılmış hali içler acısı. dedi ki bana, boyayınca güzel olacak. dedim permanın boyayla ne alakası var? yanıt veremedi. kaldı ki, amonyakla mahvetmişsin, 2 gün sonra boya sürelim diyorsun, iyice kopacak saçlarım. gitmedim. boyatmadım. saçın arkası kötü kesilmişti, onu düzelttirmeye gittim bir tek. hala da aynı boyda değiller. saçlarımdan olmak için dünyanın parasını verdim. borcum ne kadar dedim, kesimden para almayayım, dedi. kesemedin zaten, alma bence de, dedim. yok yani, olmadı. berbat bir şey oldu model. bir de onu iyice kabartıyorlar, sanki ben bir milyon üç yüz elli bin kere saçımı kabarık sevmiyorum, dememişim gibi.

zaten bir türlü barışamadığım saçlarımdan artık tiksiniyorum. kafama sürekli bir şeyler bağlayarak oturuyorum evde. ne yapsam olmadı. permayla baş edemedim. ilk sefer yine güzeldi. kendime saç modelleri uydurmuştum. şimdi tek hedefim şu saçma uçlardan kurtulmak.

ben saçıma olanları hızlı hızlı anlatırken paşazade de demesin mi, perma çirkin ya, düz güzel. gırtlaklamama ramak kaldı.

kestiricem yine saçımı. kısacık. bir kitapta yazıyordu, sen sevişmeye saçlarından başlardın, diye. tokasını çıkarmasın güzelleme yapıyordu. o bende bir takıntı aslında. kısa saç hevesim hep mahalle baskısı yani. şimdi sebebim de var, bu permadan başka kurtuluşu yok. gidicem kırptırıcam. saçı kısacık ve duştan sonra sorunsuzca kuruyan kadınlardan da olamayacağım ama...

yani bu saç mevzusunda, kendiliğinden kıvırcık ve yumuşacık, sağlıklı saça sahip kadınlara sinir oluyorum. bir de 30 yaşına gelmiş, saçına boya sürmemişlere kötü kötü bakıyorum. bu da benim saçı bozuk genimin bana yaptırdığı hasetlik.

söylemeden edemeyeceğim, asıl hayalim, boyamayı bıraktığım 3 numaralı saçlarım. o günler de gelecek. önce şu yukardaki modeli yaptırmaya cesaret edeyim de.

7 comments:

nermin said...

ben yazını okuyunca senı kısacık saçlı sanmıştım canım sanırm ınsan alışınca vazgecemıyor.bende dusnuyorum ama hala kararsızım sen karar verdınmı barı

chiydem said...

eveeett! haftasonu kestirdim. kısacık kaldılar ama daha 3 numara olmadılar. ;)

nermin said...

aaa güle güle kullan nasıl yaptın hemen söle foto istiyorum yada faceden görsem bende ıstıyorum destek:)

chiydem said...

henüz foto çektirecek derecede samimileşmedik saçlarımla. ilgi göstermezsem çok asileşiyorlar, o zamanlar pek hoşlaşmıyoruz birbirimizden. :)

tuba atmr said...

Fotoğraftaki saç sağlammış ama ciddi bir cesaret ister ve eminim bu bayandaki kadar düzgün şekil vermek biraz zaman ile tecrübe etmek gerek.. O zamanada saç uzar :)
Kısa saç bayanda feminemliği öne çıkardığı açık ve net ki üstelik bazı bayanlara daha genç bir görünüm veriyor.. Hep korkmuşumdur kısa saçtan ilkokuldaki küt modelleri düşündüğümde kabus gibiii.. :)
Uzun saçta candır bence uzatmaya devam.. Bi kaç bakım yöntemi ile çok sağlıklı ve çabuk uzatabilirsin.. :)
Bu arada kıvırcık yapmaya uğraşma ben dümdüz olsun diye neler yapıyorum bir bilsen.. :)

Sinir harbini sıkılmadan sonuna kadar okudum yerinde olsam o kuaförü bi temiz döverdim :)
Geçmiş olsun yeni saçında hayırlı olsun.. :)

chiydem said...

kısa saçın da bakım istediğini her seferinde tekrar hatırlıyorum. ;) artık kendi haline bırakıcam ben de.. hele bir insani boyutlara gelsin de önce. :D

seko7356 said...

(Seçme şansım olmadı ama) Erkek olmanın iyi tarafı bu galiba saç derdi yok çünkü düşünmüyoruz çok fazla(saç mevzunu yani) kafada pek kırık yara bere izi yoksa 3 numara iyidir. Berbere bile gitmene gerek yok:)
Ama sizin saç konusu gerçekten içinden çıkılmaz bir hal almış kolay gelsin.